Yaklaşık iki yıl önce şöyle demişim: “İktidar oyunları ile rejisörlüğe ulaşmış biri değilim. Çok şükür, iktidara uzak ya da karşı olduğum zamanlarda da hep aranan, istenen, beklenen bir yönetmen oldum. Bu alanda bir başarım varsa eğer, asla koltuklara endeksli değildir. Esas olan toplumsal ve sanatsal sorumluluğumdur; o bağlamda koltuğum da portatiftir. İşte bu anlayışla Devlet Tiyatrolarının çeşitli yönetim dönemlerinde oyun sahneledim. “Kurumumdur, ocağımdır, yuvamdır, yurdumdur, sanatımdır, mesleğimdir, bir katkım olacaksa esirgeyemem” diye düşündüm hep…

Ama gün, artık o gün değil…

Nejat (yoksa Necat mı?) Birecik adında biri, bir biçimde Devlet Tiyatroları Genel Müdürü vekili olmuş. Kimdir diye bakıyorum: Kamuoyunda tiyatrocu olarak meçhul, iktidar yandaşlığı ile oldukça meşhur ve sanat kurumlarımızı yoketme projesi TÜSAK’ın tetikçisi olduğunu saklamayacak kadar da zihnen mefluç birisi olduğu anlaşılıyor.

Eh, hayatımın büyük bir bölümünü adadığım o kurum üzerindeki aymazlık artık bu raddeye vardığına göre, ben de kendimce gereğini düşündüm. Bir kere daha “Hele bir dur bakalım, icraatını görelim, önyargılı olmayalım” demeyeceğim.

  1. Çevirdiğim oyunlar üzerinde gardiyanlık yapma hakkım olmadığını bilirim. Böyle bir davranış, yazarlarına karşı hukukî ve ahlakî dayanaktan yoksun kalır. Ancak yazmış olduğum oyunlarla, uyarlamalarımın bu dönemde Devlet Tiyatrolarında oynanmasına izin vermeyeceğim.
  2. Şu dönemde Devlet Tiyatrolarında oyun sahnelemeyeceğim.

Bu tarihsel kesitte, üstüme düşen görevin bu olduğunu düşünüyorum. Duyurmuş olayım ki, belki başkalarının da uykusu kaçar…

Unutmayın ki tiyatro aşkı ve ahlâkı, bizim varlık nedenimizdir. Ve biz elden çıkarmadıkça, onu bizlerden kimse alamaz!…”

Şimdi dostum oyun yazarı Tuncer Cücenoğlu da katıldı bu seçime. Belki kervan oluruz, kimbilir?…

İşte Cücenoğlu’nun açık mektubu:

Kamuoyuna:
T.C.Kültür ve Turizm Bakanı Sayın Nabi Avcı’ya açık mektup:

Sayın Bakan,
Rusya Federasyonu ve özerk cumhuriyetler (Tataristan, Yakuts, Başkort) içinde olmak üzere Gürcistan, Kazakistan, Azerbaycan’dan Fransa’ya, Yunanistan, Makedonya, Moldova, Bulgaristan, Romanya’dan Çin’e, Polonya, Ukrayna, Macaristan’dan Almanya’ya, Litvanya’dan İngiltere’ye, Belçika’dan Hindistan, Bengaldeş ve Amerika’ya kadar uzanan ve çoğunlukla AB ülkelerinin bulunduğu birçok ülkede oyunları sahnelenmekte ve repertuarlara alınmakta olan bir Türk oyun yazarıyım. Oyunlarım başta İngilizce, Çince, Rusça, İspanyolca, Fransızca, Almanca ve Arapça olmak üzere 27 dile çevrildi/ çevriliyor. Bugüne kadar oyunlarımla 3’ü yurtdışından olmak üzere 21 yazar ödülü kazandım.

En son 23 Eylül’de Litvanya’da bir oyunumun galasına katıldım. Çok beğenildi oyunum ve her ülkede olduğu gibi hemen diğer oyunlarım da bu sevimli ve şirin ülkenin diline çevrilmeye başlandı. Kısacası Türkiye’yi onurla temsil etmeyi başardım ve başarıyorum da. Litvanya’da ülkemizdeki kültür, sanat ve özellikle de tiyatro bağlamında edindiğim izlenim ve gördüğüm durum şudur:

Özellikle yakın zamanlarda Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü’nce repertuar oluşturulmasıyla ilgili yapılan talihsiz açıklama nedeniyle Türkiye’nin itibarı üzülerek belirteyim ki sıfırlanmıştır. Türkiye’miz birçok Avrupa ülkesinde olduğu gibi Litvanya’da da, tiyatroların sahneleyeceği oyunlara engeller koyan, birçok Dünya yazarını yasaklayan, hatta söz konusu tiyatroları kapatmaya hazırlanan, operaya, baleye düşman bir ülke konumuna düşürülmüştür. Kaldı ki Devlet Tiyatrolarımızın ilk genel müdürü Sayın Muhsin Ertuğrul’dan, mevcut genel müdür vekilinden önceki, son genel müdürüne kadar, hiçbir yöneticisi, ülkemizi dışarıda böylesine zor bir durumda bırakmamış tam tersine ülkemizin diğer ülkelerle olan ilişkilerindeki olumlu gelişmelerde koçbaşı olmayı başarmışlardır.

Bu durumda ülkemizi kültür sanat ve tiyatro bağlamında bu duruma düşürenlerin, hepimiz için bilinen bir çetenin gizlenen elemanları olduğundan asla kuşkum yoktur. Devlet Tiyatrolarımızdaki bu yönetim kendi sanatçıları olan kadrolu 16 rejisörüne görev vermezken, kurumdan ve kurum dışından bir sürü hak etmeyen kişiden hizmet almaya çalışmaktadır. Yine koskoca bir kurum Başrejisör atanmadan yönetilmeye çalışılmaktadır. Kurum iki yıldır Başrejisörsüzdür. Hazırlanan repertuarda da, darbe karşıtı bugün klasik olmuş yerli ve yabancı oyunlar bile yer bulamamaktadır. Büyük bir darbe tehlikesi yaşamış, Meclisi bombalanmış, 200 ü aşkın şehit vermiş ve şükür ki bu kanlı kalkışmayı engellemiş bir ülkenin tiyatrosunda böyle bir anlayışın egemen olması vahimdir. Repertuar yürekler acısı olup, birkaç düzeyli oyun dışında, genellikle düzeysiz oyunlarla Devlet Tiyatroları mahalle tiyatroları konumuna düşürülmüştür. Bu kararları alan kurullarda; çocuklarını Fetö okullarında okutan, onların gazetelerinde uzun yıllar yazan kişilerin yer alması, bu kişilerin bununla da kalmayıp edebi değeri olmayan metinler yazarak bunları sahneletmeleri, yukarda ifade etmeye çalıştığım kuşkularımı daha da artırmakta ve hatta somuta dönüştürmektedir.

Bu ülkenin önemli bir oyun yazarı olarak önerim; Türkiye’nin imajını altüst eden bu yönetim vakit geçirilmeden görevden alınmalı ve Devlet Tiyatroları içinden seçilecek ehil ellere teslim edilmelidir. Ancak benim için bunun da ötesindeki sağlıklı yaklaşım; Devlet Tiyatrolarında görev yapmakta olanlarla, çeşitli nedenlerle emekli olmuş (65 yaşını aşmamış) sanatçıların da aday olmalarını sağlayarak yapılacak bir seçimin önünü açmanız işin doğrusu olacaktır. Bu yöntem milli irade vurgusunu sürekli yapmakta olan sizler için de yararlı olacak ve yurt dışındaki bu kötü algının giderilmesinde büyük katkı sağlayacaktır görüşündeyim. Kuşkusuz karar sizindir.

Oyunları Devlet Tiyatrolarında sürekli sahnelenmekte olan bir yazar olarak yanlış bir anlamaya meydan vermemek amacıyla, Devlet Tiyatrolarımızdaki repertuara girmiş tüm oyunlarımı, ülkemizi zor durumda bırakan bu çapsız yönetim görevden alınıncaya kadar geri çekiyorum.

Bu mektup size karşı yapılmış bir karşı duruş değil, tiyatromuzun ve ülkemizin bugünü ve geleceği için kaleme alınmıştır.

Yeni görevinizde başarılar diler, durumu bilgilerinize sunarım.

15 Ekim 2016, İstanbul.

Tuncer CÜCENOĞLU

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here