İtiraf ediyorum, pozitif ayrımcılık yapıyorum. Çünkü söz konusu isim Çehov. “Vanya, Sonya, Maşa ve Spike”, Christopher Durang’ın yazdığı bir “Çehov oyunlarına göndermeler” güzellemesi. Oyun, 19-20-21-22 Mayıs’ta Tiyatro Pera’da, 24 Mayıs’ta Caddebostan Kültür Merkezi’nde festival seyircisiyle buluşmak için hazırlanıyor. Kaçıranlar için de minik bir tüyo vereyim, oyun gelecek sezon devam edecek. Oyunun yönetmeni Yücel Erten’den tadımlık bilgiler aldık.

kolaj

Vanya, Sonya,Maşa ve Spike… Nasıl bir araya gelmiş bu dörtlü?
Aslında altılı. Nina ve Kassandra da var çünkü. Christopher Durang diyor ki “Çehov’un figürlerini aldım bir blender’a attım” ama bu ifade bizi yanıltmasın. Bu hoyratlık gibi anlaşılmasın, tersine çok incelikli bir oyun. Her şeyden önce, Çehov’un sırtına binip de yol almaya çalışan kolajlardan değil. Bir parodi asla değil. Bir arkeoloji araştırması gibi de değil. Bir rekonstrüksiyon çalışması hiç değil.

Ne peki?
Böyle sanki Çehov’un ziyaretine gidip onunla ormanda yürüyüşe çıkıp göl kıyısında oturup çay içip sohbet edip gönlünü almış olmak, onunla keyifli vakit geçirmiş olmak gibi bir şey. Oyunun böyle bir kadir bilirliği var. Çok zekice, ustaca, çok duyarlı yazılmış bir oyun. Ben genelde kapı pencere dramaturgisinden hoşlanmam.

Ne demek kapı-pencere dramaturgisi?
Yani oyunun kapağını açtığın zaman kişiler, sonra parantez içinde sağda mutfak solda ana kapı burada masa burada kanepe burada pencere dediği zaman ben hafifçe huysuzlanırım. Tiyatronun dramaturgisi bununla kısıtlı değildir. Belki bu huysuzluğum, Türk oyun yazarlarının uzun süre kapı-pencere dramaturgisine kapılmış olmasından kaynaklanıyor.

Nasıl bir oyun bu?
Amerika’da, Pensilvanya’nın bir küçük kasabasında, bir göl kıyısında, bir köy evinde geçiyor olmasına rağmen çok perspektifli bir oyun. Uzantıları, dip notları var, Çehov’a göndermeleri var. Ama bunlar seyircinin ille de Çehov oyunlarını bilmesini gerektiren şeyler değil. Hiç bilmeyen birinin de oyundan zevk alacağını düşünüyorum, umuyorum. Ama biraz Çehov ile haşır neşir olmuş insanların daha çok keyif alacaklarını tahmin ediyorum.

dortluson

Tiyatro Pera ile bir araya gelişiniz peki?
Tiyatro Pera bir inisiyatiften doğup artık 15 yıldır kurumsallaşmış diyebileceğim bir yapı. Bu süreçte Nesrin Kazankaya’nın önderliğinde nice övgüler, ödüller aldı, öğrenciler yetiştirdi, artık onlar yetişkin oyuncular olarak oyunlarda görev alıyorlar. Kadrom sağlam: Tilbe Saran, Nesrin Kazankaya, Şerif Erol, Doğan Akdoğan, Başak Meşe, Gamze İpek.

Kadrodan bahsetmişken şu çilek sepeti hikâyesini de anlatır mısınız Hocam?Geçenlerde provalar sırasında bir aile fotoğrafı çektirelim dedik. Sonra arkadaşlar bana göndermişler ben de facebook’a koydum o fotoğrafı, altına da çilek sepeti gibiyiz diye yazdım. Gerçekten de öyle hissediyorum. Birbirimizi anlayarak, dinleyerek ve tad alarak, güzel güzel çalışıyoruz.

ucluson

Oyunun konusu ne peki? 3 kardeş ve Spike var galiba.
Evet. O üç kardeşten Maşa ünlü bir film yıldızı olmuş. Vanya yüksek bir entelektüel düzeye sahip olmasına rağmen orada öylece kalakalmış. Aslında evlatlık olan Sonya da bir bakıma onun yol arkadaşı. Birlikte sakin, durgun, modernizmin hırpalamalarından uzak bir hayat sürerken birden bire Maşa bir sorunla çıkagelir. Sorun hepsini ilgilendirmektedir. Sanki Çehov figürlerinden esinlenerek, globalizmin modernizmin doğurduğu sakıncalarla hesaplaşır gibi yürür oyun.

Aşk var mı aşk?
Çehov “Martı” oyunu için Stanislavski’ye yazdığı bir mektupta “yeni oyunumda bir göl ve çok aşk var” demiş. Ben de diyorum ki “bu oyunda da bir göl var ama hiç aşk yok”.

Bu benzetmenizi bildiğim için soruyu özellikle sordum aslında. Bu durum, oyunun Çehov’dan ayrıştığı bir nokta sanırım.
Evet. Bir tür yüzleşme, hesaplaşma, hatta yaşadığımız dünyadan bir hesap sorma hali var bu oyunda. Ben çok duyarlıklı, incelikli buluyorum.

 

Peki Çehov ile buluştuğu noktalar sadece bu üç kardeşin ismi değildir herhalde.
Sonra bir de komşu kız Nina çıkagelir. Nina da bir Çehov figürüdür biliyorsunuz.

IMG-20160414-WA0001

Tabii, Martı’nın Nina’sı.
Evet. Bir de temizlikçi kadın var, Kassandra. Biraz böyle “bilici” özelliği taşıyan biridir Kassandra. Nasıl olduğunu tam kavrayamadığımız bir şekilde olacakları önceden hisseden, bilen yahut sezen bir yapısı var. Spike ise bütün bu kendince uyumlu sayılabilecek yapının içinde en aykırı durum.

Ne açıdan aykırı?
O modern dünyanın tın tın gençlerinden biri.

IMG-20160414-WA0006

İnternetten oyunun New York’ta sahnelenen versiyonlarını izlerken, seyircilerin çok güldüğünü fark ettim.
Durang çok sahnelenen bir yazar. Bu da çok oynanmış bir oyunu. Ancak oradaki temsillerde, komediye aşırı yatırım yaparak ölçünün kaçmış olduğunu düşünüyorum. Burada, gülücüklerle gözyaşlarının birbirine karıştığı Çehov gerçekçiliğinin daha uygun düşeceğini söyleyebilirim. İsteyen bir bulvar komedisine doğru kolaylıkla yatırabilir oyunu. O örneklerde bu durum hissediliyor ama ben bunun çok doğru olmadığını düşünüyorum. Durang’ın Çehov’a duyduğu manevi sadakatin, onun bir torunu gibi hissetmesinin karşılığını vermek lazım diye düşünüyorum.

Yine Çehov ile, belki Vişne Bahçesi belki Vanya Dayı ile benzer biçimde bir ev satışı durumu var oyunda.
Evet evet, bu ve buna benzer hem sözel hem kurguya ilişkin olarak pek çok gönderme var. Ama bunları önden tek tek sıralamayalım, seyircinin keşfine bırakalım.

O halde bu kadar tüyo yeter diyorum ve size çok teşekkür ederek bitiriyorum hocam.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here