Bakırköy Belediye Tiyatroları ( BBT ) 2015 yılının Haziran ayında Türkiye’nin en genç Genel Sanat Yönetmeni olarak, göreve başlayan Alican Yücesoy ve oyuncu arkadaşlarından oluşan dinamik ekibi ile birlikte “ Nasıl Bir Tiyatro? ” sorusunun yanıtını, genç Yönetmen Nurkan Erpulat’ın vizöründen, “Gülünç Karanlık” adlı çeviri oyunuyla yanıtlıyor. BBT genç kuşak Alman oyun yazarlarından Wolfram Lotz‘un pek çok ödüle değer görülen ve ülkemizde ilk kez sahnelenen yapıtını, Erpulat’ın çevirisi ile Türkçe’ye kazandırıyor…

Gülünç Karanlık4

Wolfram Lotz’un 2014 yılında kaleme aldığı ve başlangıçta radyo oyunu olarak tasarladığı eseri yeni dünya düzenine dair, çarpıcı ve yepyeni bir bakış açısı getiriyor. Somalili bir korsanın savunması ile başlayan oyun, gizli bir görev için Afganistan’da bulunan iki Alman askerinin izini sürüyor… Onların gerçekte varolmayan bir nehir boyunca süren yolculuğu ve bu yolculukta yaşadıkları geçmişten bugüne Batı’nın sömürge tarihini izleyenlere hatırlatıyor… Lotz, oyun boyunca süren yolculukta yaşanan tüm bu karşılaşmalar aracılığıyla Batı merkezli düşüncenin ve tarih yazımının baskın söylemini kırarak, onu gülünçleştiriyor ve sonun kaçınılmaz bir “zifiri karanlık” olduğunun altını, kalın puntolarla çiziyor…

Yüzyıllardır sömürülen toplumlar, hem doğal kaynaklarının büyük bölümünü kaybetmiş hem de kendi kültürlerinden kopma noktasına gelip asimilasyon tehlikesi yaşamıştır. Geçmişten bugüne Avrupa devletlerinin sömürge faaliyetleri yürüttükleri alanlara baktığımızda, yerel kültürden çok Avrupa kültürünün etkili olduğu görülmektedir…

Lotz, sömürgecilik tarihinin izlerini sürerek bugüne ulaşan “Gülünç Karanlık” adlı eserinde iki yapıtı kendisine esas alarak oyun metnini oluşturmuştur. Bunlardan ilki Joseph Conrad‘ın “Karanlığın Yüreği” isimli romanı… Belçika’nın sömürgesi Kongo’da geçen roman; Avrupalı tüccar Kurtz’un yerlileri fildişi toplamak için köle gibi çalıştırdığını hatta dilediğinde yüzlercesini öldürdüğünü anlatırken, anlatıcının gözünden bize Afrika’nın sömürgeleşmesinin ardındaki dehşeti gösterirken bu yolculukta bireyin içsel yolculuğunu ve kendi kendisiyle hesaplaşmasını da anlatır… Kitabında sorguladığı kavramlarla, yarattığı karakterlerle, kullandığı metaforlarla derinliğin ve imgelemin görkemli tepelerine ulaşan Conrad sömürgeciliği analitik ve aynı zamanda etik bir açıdan irdelediği bu romanını 1890 yılında, bir Belçika firmasında çalışmak üzere Kongo’ya yaptığı yolculuktan esinlenerek yazmıştır…

Gülünç Karanlık7

Lotz’un referans verdiği diğer yapıt ise Francis Ford Coppola‘nın “Apocalypse Now” isimli filmi…1979 yapımı olan, Marlon Brando ve Harrison Ford gibi ünlü oyuncuların oynadığı film Vietnam’da devam eden savaşın hızla yayıldığı dönemde, Yüzbaşı Willard’a olağandışı bir görev verilmesi ile başlar, görevi, şimdilerde bir orman kabilesini yöneten ve gerilla taktiğiyle düşmanı yıpratan gizemli Albay Walter Kurtz’u bulmak ve öldürmektir… Kurtz Amerikan ordusundan bağımsız olarak, yerlilerden ve ona katılmış diğer Amerikalı askerlerden oluşan tarikat benzeri topluluğu ile Kamboçya’nın iç bölgelerinde Kuzey Vietnam’lılara karşı savaşırken, Willard onu bulmak için büyük tehlikelerin içine atılacak ve delilikle yüzleşecektir…

Gülünç Karanlık’ın yazarı Lotz, bu iki eseri temelde oyunun metnine yerleştirerek, sömürgecilik sorununun geçirmiş olduğu sürece eleştirel gözle bakarken, yalnız sömürenlerin değil sömürülenlerin de tarihini ve bugünü irdelemektedir. Bilinmeyene yapılan bu epik yolculuk, Batı’nın karanlık tarihi boyunca benzer eylem planlarını tekrar edişini, söylem biçimlerini nasıl dönüştürdüğünü apaçık ortaya koyuyor… 2013’ten bu yana Berlin Maxim Gorki Tiyatrosu’nun başyönetmeni olan Nurkan Erpulat, Lotz’un bu oyununu Türkiye penceresinden yorumluyor…

Gülünç Karanlık5

Yönetmen Erpulat, karanlığı uzakta değil kendimizde aramamız gerektiğini bir sahneleme önermesine dönüştürerek, oyuncusunun oyun metninden çıkıp, günümüzün yaşanan sıcak gündemini sorgulamasına olanak tanıyor… Bu sahneleme biçimini, oyuncunun interaktif bir sahnelemeye dönüştürmesini, rejisinin bir parçası kılıyor, ve bu bölüm izleyicinin oyun içinde hiç beklemediği bir sorgulama ile karşı karşıya kalmasını sağlıyor… Alican Yücesoy’un “Özeleştirisi” ve “Orda Bir Köy Var Uzakta” vb. gibi pek çok söylemiyle zaman zaman özellikle metine eklenen ve metin dışı noktaların fazla oluşu oyun süresini uzatsa da metnin Türkiye pencesinden okunmasına olanak sağlayan yaratıcı rejisi, oyunu daha da izlenilir kılıyor…

Erpulat’ın, seyircinin de aktif katılımını önemseyerek, yaşadığımız kötü günlerin karşısında, farkındalığımızı arttırmak istediği de muhakkak… Bertolt Brecht’in siyasal ve ekonomik tahlillerini tiyatro sahnesine yansıtan, varolan sistemin olumsuzlanması yoluyla, seyircisini başka alternatifler üzerine düşünmeye çağırma girişimi gibi, oyun içinde seyirciden gelen cevaplarla Erpulat’ın amacına ulaşmış olduğu da şüphesiz görülüyor…

Gülünç Karanlık2

Ve yaratıcı diğer kadro… Usta tasarımcı Cem Yılmazer son derece verimli ve sahnelemeye yakışan persfektif ve dinamik bir ışıklandırma çalışması yaparken, dekorda da oyunun politik ve kışkırtıcı yorumuna ahenk katarak, dekor ve ışık tasarımında alkışı hakediyor… Kostüm tasarımı gülünç karanlıkta beyaz ironisi ile Tomris Hande Kuzu son derece başarılı… Dramaturg Ceren Ercan yazarın ve yönetmenin kavramlar üzerine tartışma sağlamak isteyen yorumuna uygun bir dramaturji çalışmasını sağlamış…

Oyuncular sahnelemeye uygun olarak, göstermeci biçimde metnin tüm alt dizgelerini çözümleyerek, o davranış ve fiziki hal içinde, olması gerekeni göstererek, zorlu fiziksel süreçleri gerçekleştirip anlatılmak istenenin seyirciye iletilmesini başarıyla sağlıyorlar… Erol Ozan Ayhan, Yelda Baskın, Doğacan Taşpınar, Elif Ürse ve Alican Yücesoy, Bertolt Brecht’in söylediği gibi, “Siz de görün resmi değil! Onu içine alan çerçeveyi…” ilkesine uygun olarak ve dramatik olmaya kaçma olasılığının başarıyla önüne geçerek, hem tek performanslarında hemde birlikte oldukları bölümlerde bu çerçeveyi başarıyla çiziyorlar…

Gülünç Karanlık3

Bugünün dünyasına ait somut gerçekleri işleyerek, günümüzü farklı bir bakış açısıyla yorumlamaya da imkân tanıyan Gülünç Karanlık, bir nevi ahlak değerlerini irdeleyip sömürgeciliğin temelinde güncel süreci başarıyla hatırlatıyor… Hem eleştirel hem de şarkılı bir şamata içinde geçen oyun, ironik yapısıyla düşündürürken, sonun kaçınılmaz bir “zifiri karanlık” olduğunun da altını çiziyor ve izlenmeyi elbette alkışlanmayı hakediyor…

Bertolt Brecht’in “Bizden Sonra Doğanlara” adlı dizelerinde dediği gibi; “Gerçekten, karanlık bir devirde yaşıyorum! İyimser sözler ahmaklıktır… Kırışıksız bir alın kanıtıdır vurdumduymazlığın… Gülen Korkunç haberi almamış demektir henüz…”

 Tolga Polat

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here